Ultrasharing Paylaşımın Adresi

Türk Silahlı Kuvvetleri

??

Genel Kurmay Başkanlığı Binası
Türk Silahlı Kuvvetleri görevi, Türkiye Cumhuriyeti'ni içten ve dıştan gelecek olan tehditlere karşı korumak olan, dünyadaki güçlü ordulardan bir tanesidir. Aktif asker sayısında dünyada 9. sıradadır. Silahlı Kuvvetlerin komutanı
Genelkurmay Başkanı'dır. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleriyle yurtiçi savunma birliklerinin (Jandarma, Sahil Güvenlik Kuvvetleri gibi) tamamına denir.


Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları aynı zamanda İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yaparlar. Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde kabul edilir. Jandarma Genel Komutanlığı diğer Kuvvetler (Kara, Deniz ve Hava ) gibi mütala edilir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanlığına bağlı olup Genelkurmay Başkanı aynı zamanda Başkomutandır. Başbakanlığa bağlıdır.


Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK),
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (DKK),
Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HKK),
Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) ve
Sahil Güvenlik Komutanlığı olmak üzere 5 bölüme ayrılır

Genelkurmay Başkanlığı

Genelkurmay Başkanlığı Amblemi

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 117. Maddesi gereğince Genelkurmay Başkanı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı olarak


Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Görevlerinden dolayı
Başbakan’a karşı sorumludur.

Savaşta Başkomutanlık görevini
Cumhurbaşkanı adına yerine getirir. Kuvvetlere komuta etmek, savaşa hazırlanmasında personel, istihbarat, harekat, teşkilat, eğitim-öğretim ve lojistik hizmet ilkeleri ve programları Genelkurmay Başkanlığının sorumluluklarıdır.

Fors
Türk Silahlı Kuvvetleri forsu altta üç eş parçaya bölünmüş ve


Türklerin ulusal renkleri olan kırmızı (ortada) ve beyazın (yanlarda) olduğu üstünde Türkiye bayrağının ve Türk halkının simgesi olan ay-yıldız, yanında Türk Hava Kuvvetleri'ni temsilen iki kanat altında Türk Kara Kuvvetleri'ni temsilen bir miğfer ve onun da altında Türk Deniz Kuvvetleri'ni temsilen de büyük bir deniz çapası bulunmaktadır.''

TSK'nın Görevi

TSK'nın başlıca görevi,
Türkiye Cumhuriyeti'ni ve


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni içten ve dıştan gelecek tehlikelere karşı korumaktadır.

TSK'nın vazifesi Anayasa ve yasalarla belirlenmiş olup, 2000'li yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri, yeni güvenlik sorunlarına ve krizlere uygun şekilde reaksiyon göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güvenliğini sağlayabilmek için;

1 Caydırıcılık,
2 Güvenlik / Harekat Ortamının Şekillendirilmesi,

3 Savaş Dışı Harekat (Barışı Destekleme Harekatı, Doğal Afet Yardım Harekatı ve İç Güvenlik Harekatı),

4 Kriz Yönetimi,

5 Sınırlı Güç Kullanımı,

6 Konvansiyonel Harp

gibi faaliyetleri icra etmektir.


Tarihi
Türk milleti gibi Türk ordusunun da şanlı şerefli bir tarihi vardır. Türklerde siyasî hayat, orduyla birlikte doğmuş ve gelişmiştir. Ordu-millet bütünlüğü, tarihin her devrinde değişmeyen bir gelenektir. Türk tarihinin bu geleneği, Orta Asya’daki ana yurtlarında ve göçlerden sonra dünya tarihinde önemli roller oynamıştır.


Orta Asya’da kurulan Hunlar ilk Türk Devleti kabul edilir. Bunu Göktürk ve Uygur devletleri takip etmektedir.

Orta Asya’da hüküm süren Türk devletlerinin düzenli orduları vardı. Süvari birlikleri ordunun esasını teşkil ediyordu. Cesur ve cengaver askerlere sahip bu ordular, Asya’ya hakim oldukları gibi, Avrupa’nın içlerine kadar ilerlemişlerdir. Hun Türkleri Hakan Mete’nin kumandasında 400.000 süvariyle, M.Ö. 201’de Çin karargahını kuşatmıştır. Bunlardan sonra gelen Türk devletleri daha batıdaki topraklar üzerine kurulmuştur. İslamiyetin yayılmasıyla Türkler kitleler halinde Müslüman olmuş, böylece İslamiyetin şerefi, Türklüğün asaletiyle yanyana gelince tarihe şan veren büyük devletler kurulmuştur. Bu devletlerin ordularının müşterek gayesi; İslamiyeti insanlara duyurmak, onları dünyada ve ahirette rahat ettirecek bir yolu onlara bildirmek olmuştur. 1040 yılındaki Dandanakan Savaşından sonra Oğuz Türkleri tarafından kurulan Büyük Selçuklu Devleti ve 1071’de Malazgirt’te büyük kuvvetlere sahip Bizans hükümdarı Diyojen’i yenen Alparslan aynı inançla hareket etmişlerdir. Büyük Selçukluları, Beylikler, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Devleti zamanı takip etmiştir. Bu devletlerin devamı ve ülkeler fethetmeleri hep orduları sayesinde olmuştur. Bir ideal için savaşan Türk orduları tarih boyunca Asya, Afrika ve Avrupa’da bayrak ve sancaklarını dalgalandırmışlar inanç, örf ve adetlerinin o beldelerde yerleşmesinde öncülük etmişlerdir. Bu idealin Allah tarafından kendilerine verildiğine inanan Türkler tarih boyunca bunu hiç kaybetmemişlerdir. Bu bakımdan hiçbir zaman gelişi güzel yapılmayan savaşlarda milyonlarca Türk evladının kanı katî sûrette boş yere dökülmemiştir. Türk ordularını kıtadan kıtaya dolaştıran hep bu ideal olmuştur.

Türkler, bulundukları her yerde ızdırap çeken, hor görülen, yanlış inançlara sapmış milyonlarca insanı korumuş, oralarda hak ve adaletin temelini atmışlardır. Türk ordusunda; sömürü, soygun, katliam ve ahlaksızlık yoktur. Aksine, insanlık, hamiyet, şefkat, hakka saygı ve adalet vardır. Zalimlerin karşısında, mazlumların yanında, hakkın müdafii olan Türk ordusu gittiği her yerde kurtarıcı olarak karşılanmıştır.

Selçuklular; eski Türk onlu sistemi, ıkta sistemi, lüzûmunda ücretli askerler ve uclarda Türk beyliklerinin emrindeki Türkmenlerle muhteşem bir ordu kurmuşlardı. Anadolu Selçuklularının askerî teşkilatı da Büyük Selçuklu askerî teşkilatı gibiydi. Maaşlı asker, hükümdarın maiyetinde bulunurdu; bunlar yaya ve atlı olurlardı. Timarı olan askerle ümeranın beslemeye mecbur olduğu asker ordunun esasını teşkil ediyordu.

Ateşli silahların bulunmasıyla, Türkler bu yeniliği derhal askerî sahada kullanmasını bildiler. Selçuklu ordusunda top kullanılmıştır. Osmanlılar kendilerinden önceki Türk devletlerinin ordularının kuruluş teşkilatlarından istifade ederek kendilerine has bir ordu meydana getirdiler.


Osmanlı Devleti, modern manada ilk daimi orduyu
Birinci Murad zamanında
Yeniçeri ordusu adıyla kurdu. Yeniçeri ordusu, disiplin cesaret ve teşkilat bakımından zamanının en mükemmel ordusu ünvanını kazandı. Osmanlılarda, 1389 yılında Kosova Muharebelerine topçu birliği katılmıştır. Fatih Sultan Mehmed Han zamanında Osmanlı ordusunda topçuluk çok gelişmiş ve İstanbul’un fethi sırasında en ileri teknikte toplar kullanılmıştır.

Osmanlı ordusu Kapıkulu, Eyalet ve Deniz Kuvvetleri olarak üç kısımdı. Kapıkulu askerleri; yaya sınıfından olan Yeniçeri, Cebeci, Topçu ocaklarıyla, yine bir ocak olan Atlı Bölüklerden meydana geliyordu. Bu iki sınıf asker, padişahın şahsına mahsus maaşlı merkez kuvvetleriydi ve padişah nerede bulunursa onunla beraber bulunurlardı (Bkz. Kapıkulu Ocakları, Yeniçeri). Eyalet askerleri ise başlıca Topraklı ve Timarlı Sipahi denilen süvarilerle, Yaya, Müsellem, Azab ve bir de Rumeli sınırlarındaki Akıncılar’dan meydana gelmekteydi. Osmanlı Devleti yaptığı fetihlerde timar usûlünü uygulayarak geliştirmiş ve bu sûretle dirlik sahipleri bırakılmış olan bu gelir karşılığı devletin korunmasını sağlayan ordunun bir kısmının hazırlanmasını üzerlerine almışlardır. Timarlı Sipahiler her sancakta bölüklere ayrılmışlardı. Her on bölük, Alay Beyinin komutası altında toplanırdı. Alay Beyleri savaş olduğunda, bölgesindeki Sancak Beylerinin, onlar da Şehzadelerin veya Beylerbeyilerin komutası altında sefere giderlerdi. Sipahilerin onda biri sefer esnasında hem bölgelerinin korunması hem de asayişin sağlanması ve giden arkadaşlarının işlerini görüp, toprağın işletilmesi için sırayla nöbetleşe ülkede kalırlardı. (Bkz.
Kara Kuvvetleri)

Çaka Beyin İzmir’de tersane kurmasıyla Türklerde başlayan Denizcilik Osmanlılar zamanında çok gelişti. On altıncı yüzyılda Türk donanmaları, Akdeniz, Kızıldeniz ve Umman Denizinde serbestçe dolaşabiliyordu. Bu yıllarda Osmanlı Devletinin Donanması: Devlet Filosu, Derya Beyleri Filosu veGarp Ocakları (Cezayir, Tunus, Trablusgarb) Filosu olmak üzere üç filodan kurulu bir kuvvet halindeydi. On sekizinci yüzyılda duraklama devresine giren deniz kuvvetleri 19. yüzyılda süratle makina devrine geçti. Türkiye Cumhûriyeti Devletinin kurulmasıyla zamanın deniz kuvvetleri kuruluşuna geçilmiş, modern deniz araçları yapım ve alımına devam edilmiştir. (Bkz. Deniz Kuvvetleri)

On dokuzuncu asrın sonunda 20. asrın başında dünya ordularında Hava Kuvvetlerinin kurulması ve gelişmesi neticesinde Türk Hava Kuvvetlerinin temelleri 1911 yılında atıldı. Balkan Savaşında ilk defa savaş görevi yapan pilotlar, Birinci Dünya ve İstiklal savaşlarında ellerindeki imkanların azlığına rağmen büyük hizmetlerde bulundular. Günümüzde modern uçaklarla donatılmış, kabiliyetli pilotlara sahip Türk Hava Kuvvetleri, Silahlı Kuvvetlerin ayrılmaz bir parçası olarak hizmete devam etmektedir. (Bkz.
Havacılık)

Daima düzenli, tertipli ve uzun ömürlü devletler kurma özelliğine haiz olan Türkler, yurtlarında iç güvenlik ve huzûrun sağlanması için kanunlar koymuşlar ve teşkilatlar kurmuşlardır. Göktürklere ait Orhun Kitabelerinde Yargan kelimesiyle ifade edilen bir zabıta teşkilatının hakanın emrinde olarak, emniyet ve asayişi sağladığı bilinmektedir.

Büyük Selçuklularda Şahne ve Anadolu Selçuklularında Subaşı zabıta teşkilatı ve faaliyetlerini yürüten sorumlu memuriyet ve makamlar arasında bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğunda zabıta görevini yapan kuruluşlar birleştirilerek 1846’da Serasker makamına bağlı Zaptiye Müşirliği kurulmuştur. 1880 yılında Zaptiye adı Jandarma olarak değiştirilmiştir. Bugünkü Jandarma Teşkilatı; 1930 yılında yürürlüğe giren 1706 sayılı Jandarma Kanunu ve 1956 yılında yürürlüğe giren 6815 sayılı kanunla hukûkî statüsüne kavuşmuştur. Bu kanunlara göre, Jandarma, hizmet ve faaliyetler yönünden çeşitli makamlara bağlanmıştır. (Bkz.
Jandarma)

Türk ordusunda kanunlara saygı eksiksiz ve tamdı. Bunun yanında geleneklere titizlikle riayet edilirdi. Osmanlı ordusunda padişaha büyük saygı duyulurdu. Onun büyük otoritesi sayesinde zaferlere erişilirdi. Bunun yanında bayrağa saygı sarsılmaz askerî geleneklerdendi.

Osmanlı ordusunun kuruluş ve yükselme devrinde tam uyguladığı görevi; iç ve dış düşmana karşı devleti savunmaktır. Bu görevin mesuliyeti çok ağır, başka işle uğraşmaya izin vermeyecek kadar kutsaldır. Ordu politikayla uğraşmaz. Politikaya bulaşan ordu, devleti savunacağı yerde politikacı olarak onu yıkacaktır. Osmanlı ordusunun politikaya karışması 1876 yılından sonra önü alınmaz bir hale geldi. İlk defa subaylarda başlayan bu hal 1908 yılından sonra tamamen bütün orduya sirayet etti. Babıali Baskını, Balkan Harbi üniformaların siyaset meydanlarına asılmasına sebep oldu. Bu ise ordunun mahvında, devletin yıkılmasında önemli rol oynadı. İstiklal Harbinde bundan arınan ordu, yıkılmayan inancıyla zor şartlar altında istiklalini yeniden kazandı.

TSK'nın Görevi

F-16 Savaş Uçakları
TSK'nın vazifesi
Anayasa ve yasalarla belirlenmiş olup, 2000'li yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri, yeni güvenlik sorunlarına ve krizlere uygun şekilde reaksiyon göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güvenliğini sağlayabilmek için;

Caydırıcılık,
Güvenlik / Harekat Ortamının Şekillendirilmesi,

Savaş Dışı Harekat (Barışı Destekleme Harekatı, Doğal Afet Yardım Harekatı ve İç Güvenlik Harekatı),

Kriz Yönetimi,

Sınırlı Güç Kullanımı,

Konvansiyonel Harp,

gibi faaliyetleri icra etmektir. Bu bağlamda, değişik görevleri ifa edebilecek, çok rollü elastiki birliklerin teşkil edilmesine, sayısal fazlalık yerine gelişmiş teknoloji ürünü silah ve sistemlere sahip olunmasına, bu silah ve sistemlerin etkinliğini artıracak komuta-kontrol, erken ihbar ikaz, elektronik harp, gelişmiş mühimmat, her hava şartlarında harekat imkan ve kabiliyeti gibi kuvvet çarpanlarına sahip olunmasına önem ve öncelik verilmektedir.

Global ve bölgesel dengelerin henüz tam olarak oluşmadığı içinde bulunduğumuz politik ve askeri ortamda, bölgemizde ve dünyada barış ve istikrara katkıda bulunmanın yanı sıra, iç ve dış tehditlere karşı ülke savunmasını sağlayacak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yeniden yapılanmasında aşağıdaki kabiliyetlerin idame edilmesi ve geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Caydırıcı askeri gücün idamesi,

Komuta, Kontrol, Muhabere, Bilgisayar, İstihbarat, Keşif ve Gözetleme sistemleri,

Üstün hareket kabiliyeti ve ateş gücü,

Silahlı Kuvvetlerin nicelikten çok niteliği esas alan, ileri teknoloji ürünü silah ve sistemler ile teçhiz edilmesi,

Her hava ve her ortamda gece ve gündüz şartlarında harekat icra etme kabiliyeti,

Kitle imha silahlarına karşı hava/füze savunma ve NBC korunma kabiliyeti,

Stratejik intikal,

Müşterek ve Birleşik Harekat icra etme kabiliyeti,

Klasik savaşın yanında, barışı destekleme, terörle mücadele, doğal afetlerde yardım, kriz yönetiminin desteklenmesi, sınırlı güç kullanımı, abluka, ambargo, insani yardım, göçü önleme gibi değişik harekat türlerini ifa etme kabiliyeti.

TSK yeniden yapılanma faaliyetlerini, soğuk savaş sonrası oluşan yeni politik-askeri stratejik ortam, Türkiye'nin güvenliğine yönelik iç ve dış tehdit, Anayasa ve yasaların kendisine verdiği görevler çerçevesinde sürdürmektedir.


Türkiye'nin Savunma Politikası
ki kutuplu dünya düzeninin yıkılmasından sonra Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu bölgelerinde ortaya çıkan güç boşluğu, küresel belirsizliği artırmış ve bu bölgelerde jeopolitik boşluk alanlarının oluşmasına neden olmuştur. Bu jeopolitik boşluk alanlarında yaşanan çatışma ve krizler ile 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan terör eylemlerinin ardından, asimetrik tehditler dünya gündemine taşınmıştır. Kuzey Osetya’da yaşanan okul baskını, asimetrik tehdidin en belirgin şekli olan “terorizm”in boyutlarının nerelere varabileceğini dünya kamuoyuna göstermiştir.

Bu kapsamda, Türkiye’nin güvenlik kaygıları temel olarak;

- Terorizm,

- Uzun Menzilli Füzeler ve Kitle İmha Silahlarının yayılması,

- İrticai Faaliyetler ve

- Bölgesel Çatışmalardan kaynaklanmaktadır.

Jeostratejik konumu itibariyle Dünyanın en istikrarsız bölgeleri olan Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’nun ortasında yer alan Türkiye’nin Savunma Politikası; ülkenin ulusal bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve hayati çıkarlarını korumak ve muhafaza etmek esaslarına dayanmaktadır.

Bu bağlamda, Türkiye; Savunma Politikasında;

- Bölgesinde bir güç ve denge unsuru olmayı,

- Çevresinde bir “Barış ve Güvenlik Kuşağı” oluşturmayı,

- Bölgesinin barış ve güvenliğine katkıda bulunmayı ve bunu geniş bölgelere yaymayı,

- Bulunduğu bölgeye ve ötesine yönelik strateji ve güvenlik üreten bir ülke olmayı,

- Ülkelerle iş birliği, yakınlaşma ve olumlu ilişkiler geliştirmek için girişimlerde bulunmayı hedef olarak seçmiştir.

1923 yılında kuruluşundan bugüne kadar, savunma politikasını Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi çerçevesinde şekillendiren Türkiye, küresel ve bölgesel istikrarın korunmasına yönelik girişimlere aktif bir şekilde katılım yönünde gayret göstermektedir.

Türkiye, sorunlara barışçı yollardan çözüm bulunmasını, çözüm bulunamaması halinde, çatışmaların kısa sürede durdurularak kalıcı ve adil barışın tesis edilmesini esas alan bir politika izlemekte ve bu politikanın gereği olarak da, barışı destekleyen tüm faaliyetlere katkıda bulunmaktadır.


TSK'nın Savunma Organizasyonu
Bakanlar Kurulu, milli güvenliğin sağlanması ve Silahlı Kuvvetlerin ülke savunması için hazırlanmasından TBMM'ne karşı sorumludur. Ancak, savaş hali ilanı yetkisi ile TSK'nın yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı ülkelere mensup Silahlı Kuvvetlerin Türkiye'ye gelmesine izin verilmesi yetkisi TBMM'ne aittir.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB); Bakanlar Kurulu’nca kararlaştırılan Savunma Politikası çerçevesinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından tespit edilen ilke, öncelik ve ana programlara göre; bütçe hizmetleri, asker alma, seferberlik, silah, araç, gereç ve her türlü ihtiyaç maddelerinin tedariki, araştırma-geliştirme, askeri adalet, inşaat ve savunma sanayi hizmetlerini yürütmektedir.

Genelkurmay Başkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Komutanı olarak, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış olup, görevlerinden dolayı Başbakan’a karşı sorumludur. Genelkurmay Başkanı, TSK'nın topyekün komuta-kontrolü, harbe hazırlığı ve askeri harekatın etkin bir şekilde sevk ve idaresinden sorumludur. Savaş zamanında Başkomutanlık görevini Cumhurbaşkanı adına yerine getirir.

Genelkurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı, kendi görevlerini icra ederken, yakın koordinasyon ve işbirliği içinde hareket etmektedirler.

Kaynak: www.ultrasharing.tr.gg





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Siten:
Mesajınız:

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=